Blog

Sağlıklı Beslenme Nedir?

  • Slide1
  • Slide2
  • Slide3
  • Slide4
  • Slide5
  • Slide6
  • Slide7
  • Slide8
  • Slide9
  • Slide10
  • Slide11
  • Slide12
  • Slide13
  • Slide14
  • Slide15
  • Slide16
  • Slide17
  • Slide18
  • Slide19
  • Slide20
  • Slide21
  • Slide22
  • Slide23
  • Slide24
  • Slide25
  • Slide26
  • Slide27
  • Slide28
  • Slide29
  • Slide30
  • Slide31
  • Slide32
  • Slide33
  • Slide34
  • Slide35

VARİS HASTALIĞI NEDİR?

 

Varis genişlemiş, normal yapısını kayberek kıvrımlı yer yer balonlaşmış ve bunlarla bağlantılı olarak görünmeyen ince kılcalların ortaya çıktığı  toplar damar hastalığıdır.

TELENJEKTAZI

Belirtiler

Varis hastalığı çoğu zaman belirgin bir belirti vermeyebileceği gibi

ayakta durma ya da oturma ile ortaya çıkan ve artarak devam eden baldırda ağrı, yanma, dolgunluk hissi ve kramplarla kendini belli eder. 

Ne zaman doktorunuza başvurmalısınız?

Kendinize yapacağınız öz bakım –egzersiz, bacakları kalpten yükseğe kaldırarak dinlendirmek, koruyucu basınç çorabı kullanmak- varis sebepli bacak ağrılarınızın ve şikayetlerinizin gerilemesine ve hastalığınızın ilerlemesinin durmasına yardım edecektir. Ancak ne olursa olsun varis hastalığından şüpheleniyorsanız ilk muayene için damar cerrahınıza başvurup hastalığınız hakkında bilgi alınız. Ayrıca devam eden takip bir hasta iseniz şikayetlerinizde değişiklik olması durumunda yine damar cerrahınıza başvurunuz.

 

KORONER BAYPAS AMELİYATI

Koroner damar kalbin yüzeyinde bulunan ve kalbin etrafını çevreleyerek beslenmesi için gerekli olan kanı ana atar damardan kalbin en uç bölgelerine kadar taşıyan damar sisteminin genel adıdır. Bu damarlardaki tıkanıklıkların sayısı, tıkanıklığın ciddiyeti, tıkalı veya dar kısmın uzbaypasunluğu yapılması gereken tedaviyi belirler. İlaç tedavisinin yetersiz, stent veya balon gibi işlemlerin başarısız olduğu ya da başarısız olma ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda kalp cerrahisi devreye girer. Tıkalı ya da ciddi seviyede darlık olan damarı arkasına köprüleme yapılması ameliyatına koroner baypas denir. Koroner baypas ameliyatında koroner damarlarda bulunan ateroskleroz (damar sertleşmesi) nedeni ile daralmış ya da tıkalı olan damarları baypas eden kendi vücudundan alınmış yeni bir damarın kalbe uygun pozisyonda yerleştirilmesidir. Koroner baypas için kullanılacak sağlıklı yeni damar bacakta bulunan kalınlığı kalp damarı için uygun olan bir toplar damar ya da göğüs duvarının hemen altında bulunan göğüs atar damarıdır. Bu şekilde yeni yerleştirilen damarlar kalbin kaslarının beslenme bozukluğunu düzelterek oksijensiz kalmasına engel olur ve ilerleyen dönemde, eğer kriz geçirmişse, tekrar bir miktar normal fonksiyonlarına dönmesini sağlar.

Koroner Baypas ameliyatından hemen sonra göğüs ağrısı nefes darlığı gibi kalbin az kanlanmasına bağlı oluşan şikâyetler geriler. Bazı hastalarda azalan kalp fonksiyonları iyileşir ve kalp krizi riski ile ölümden korunmuş olur.

Kalp Cerrahisi Ekibi

  • Takım Çalışması.Kalp cerrahı, kardiyolog ve anestezist ile çok disiplinli takım çalışması içinde deneyimli yoğun bakım, ameliyathane ve servis çalışanlarının olduğu merkezlerde gerekli olan tedaviler başarılı bir şekilde yapılmaktadır.
  • Koroner baypas ameliyatları konusunda yıllardır birçok ameliyatı başarı ile tamamlamış yüksek deneyime sahip olmalıdır.
  • Kişiselleştirilmiş Bakım.Cerrahınız sizle sık iletişimde bulunarak hastalığınız hakkında detaylı bilgi sağlamalı ve ihtiyacınız olan tedaviyi size özel olarak planlamalıdır. Ayrıca ameliyat sonrasında sizi takip eden diğer doktorlarınızla temasa geçerek tedavi planı düzenlenmeli ve koroner baypas ameliyatı sonrasında tam iyileşme sağlanmalıdır.

Neden Yapılır

Her hastanın mevcut kalp damar hastalığının şartlarına göre ameliyat ekibi ve kardiyoloji hekimi gerekli görüşmeleri yaparak uygun tedaviye karar verir. Daha sonra hasta ve hasta yakınları ile iletişime geçilerek yapılacak tedavi planı detaylı şekilde paylaşılır. Bazı hastalarda damar yapısı ve tıkanıklık özelliklerine göre bacak ya da kol damarından girilerek yapılan anjiyoplasti ve stent denilen çözüm uygun olurken bazılarında koroner baypas ameliyatı daha uygun ve uzun dönemde daha etkili olmaktadır.

Koroner baypas ameliyatı aşağıdaki şartlarda daha uygun bir çözümdür;

  • Kalbin üçte ikisini besleyen sol ana koroner damarınızda tıkanıklık varsa en güvenilir ve en uygun seçenek koroner baypas ameliyatıdır.
  • Kalpte bulunan 3 ana damarda da tıkanıklıkların olduğu (özellikle şeker hastalarında) tıbbi olarak çoklu damar hastalığı denilen hastalıkta özellikle göğüs ağrısı (şeker hastaları hiç ağrı çekmeyebilir) ve nefes darlığı gibi şikayetleri olan hastalarda koroner baypas ameliyatı en iyi seçenektir.
  • Birden fazla damarda tıkanıklık ve tüm vücuda kan pompalayan kasların oluşturduğu kas tabakasında çalışma bozukluğu varsa koroner baypas ameliyatı daha uygun bir seçenektir.
  • Damar tıkanıklığının anjiopilasti (balon ve stent) için uygun olmadığı tüm hastalıklarda, anjipilasti denenen ama başarılı olunamayan hastalıklarda ve daha önce stent ile açılmış ama yine tekrarlayan hastalıklarda koroner baypas ameliyatı uygun işlem olmaktadır.
  • Ayrıca kalp krizi diğer tüm tedavilere rağmen devam etmekte ise koroner baypas cerrahisi acil durumda uygulanması gereken bir çözümdür.

Burada unutulmaması gereken koroner baypas ya da stent damar tıkanmasının asıl sebebi olan hastalığı tedavi etmemektedir. Ateroskleroz (damar sertleşmesi) denilen bu hastalık tedavisi ayrıca verilmelidir. Bu tedaviler arasında yaşam şekli değişikliği denilen ve sağlıklı ve kaliteli yaşama anlamına gelen çok önem verdiğimiz uygulama verilen tedavilerden belki en önemli yeri tutmaktadır. Bu tedavinin yanında kan kolesterolünün düşülmesi, tansiyonun kontrol altında tutulması, kan pıhtılaşmasının istene seviyede düşürülmesi ve şeker hastalığı varsa katı bir şekilde düzenlenmesi gerekli olan diğer tedavilerdir.

Riskleri nelerdir

Koroner baypas ameliyatı kalp cerrahisi deneyimi içerinde en sık yapılan ve tüm riskleri ve komplikasyonları çok iyi bilinen bir işlemdir. Her açık kalp ameliyatı gibi bu ameliyatta da ameliyat sırasında ya da sonrasında bir takım komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Ameliyatın olası komplikasyonları aşağıda belirtilmiştir;

  • Kanama
  • Kalp ritim bozuklukları
  • Ameliyat için kesilen yerlerde iltihap
  • Ameliyattan kısa süre sonra tamamen normale dönen hafıza kayıpları ve düşünce değişiklikleri,
  • Çeşitli seviyelerde böbrek hastalığı
  • İnme
  • Ameliyattan hemen sonra ortaya çıkan pıhtılaşmaya bağlı kalp krizi

Yukarıda sayılan komplikasyonların ortaya çıkması genellikle bu ameliyattan beklenen faydaya kıyasla çok çok düşük kalmaktadır. Ayrıca bu komplikasyonlar ameliyat öncesi hastaya bağlı bir takım özelliklerin sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu risklerin ön görülmesi ve mümkün olduğu kadar önlenmesinde ameliyat öncesi doktorunuzla görüşmenizde hekiminiz size yol gösterecek ve gerekli önlemleri alacaktır. Örneğin acil ameliyat ise ya da hastanın ameliyat öncesi amfizem, böbrek yetmezliği, kontrolsüz şeker veya bacaklarında tıkanıklığa sebep olan damar hastalığı varsa bu komplikasyonlar kaçınılmaz olarak yüksektir.

Hazırlık

Koroner baypas ameliyatına hazırlık aşamasında doktorunuzun önereceği size özel hareket kısıtlılığı, diyetteki değişiklikler ya da kullanmanız gereken bazı ilaçlar bulunabilir. Ameliyat öncesi akciğer filmi, solunum fonksiyonlarını gösteren solunum testi, kalp grafisi (EKG), kalp EKO’su, beyin damarlarınızın görüntülenmesi, tüm sistemi gösteren kan analizi, koroner damarları gösteren angio gibi birçok tetkik yapılacak ve sizin ameliyata tam olarak hazır olduğunuzdan emin olunacaktır.

Birçok hasta genelde ameliyattan 1 ya da 2 gün önce yatırılarak gerekli hazırlıkları yapılır. Ancak kalp krizi gibi acil durumlarda olayın olduğu saatler hatta dakikalar içinde ameliyata hazırlanıp, cerrahi işleme başlanabilir.

Ameliyattan sonraki hafta tedavinizin devam edeceğini ve hastanede yatabileceğinizi bilmelisiniz. Tamamen normal hayatınıza dönerek araç kullanımı, iş hayatına dönme ve günlük aktiviteleri kendi başınıza rahatça yapma süresi ortalama dört ile altı hafta kadar sürebilir.

Ameliyat Süreci

Koroner baypas ameliyatı genel anestezi ile genellikle üç – altı saat arasında sürmektedir. Yapılacak olan baypas sayısı kalpte bulunan damarların tıkanıklık durumuna göre ameliyat öncesi planlansa da belirtilen sayı değişebilir.

Birçok durumda koroner baypas ameliyatı göğüsün ön tarafından 10-15 cm uzunluğunda bir kesi ile yapılmakta ve ameliyat sırasında kalp akciğer makinesi denilen bir cihazın kullanımını gerektirmektedir. Böyle cerrahınız kalbinizin üzerinde bulunan gerekli tüm damarlarınıza ulaşarak uygun damar bağlantılarını yapabilmektedir. Gerekli olan yeni damarlarınız göğüs kemiğinin hemen yanında bulunan göğüs atardamarı ve bacaklarınızda bulunan uzunluğu ve kalınlığı kalp için genelde uygun olan safen toplardamarınızdır. Toplardamarın çıkartılması genellikle sağ bacaktan olmak üzere yapılacak baypas sayısına göre değişen uzunlukta bacağınızın iç kenarından diz ya da kasığınıza doğru yapılan bir kesi ile elde edilir. Atar damarınız ise kalbe ulaşmak için yapılan göğüs kesisinden ameliyat sırasında yapılmaktadır. Bu tip ameliyatlar her hasta farklılık göstereceği için daha detaylı bilgiyi cerrahınızdan istemelisiniz.

Bu ameliyat tekniklikleri hastalığınızın durumuna göre değişmekle birlikte aşağıda bulunan ana işlem olan baypas aynı olmak üzere çeşitli değişikliklerle de yapılmaktadır;

  • Kalp akciğer makinesiz çalışan kalpte baypas ameliyatı:Bu ameliyat tekniğinde kalbin çalışması devam eder ve kalbin üzerindeki damarlara özel birkaç alet yardımı ile baypaslar yapılır. Kalp hala hareketli olduğu için böyle bir ameliyat özellikle bazı hastalarda özel durumlarda uygulamak yararlı olurken genel prensipler ve riskler aynı olmaktadır.
  • Minimal kesi ile ameliyat:Bu ameliyatta cerrah koroner baypas işlemini çok küçük bir göğüs duvarına yapılan kesi ile yapmakta, robotik kol ve minik kameralar yardımı ile ekrandan izlemekte ve cerrahi aletleri yönlendirmektedir.

 

 

Ameliyat sonrası

Koroner baypas ameliyatı hem hasta için hem de cerrah için büyük ameliyat sınıfında yer almaktadır. Hasta genellikle bu ameliyattan sonra bir ya da iki gün yoğun bakımda tutularak ameliyatın komplikasyonları açısından sürekli anlık takibi yapılır. Bu sırada tansiyon, nabız, solunum fonksiyonları, idrar çıkışı gibi tüm fonksiyonlarınız anlık gözlemlenerek kayıtları tutulur.

Ameliyattan hemen saatler sonrasına kadar solunumunuza yardım eden ve tam olarak uyandığınızda çıkarılacak olan solunum tüpü ağzınızda bulunacaktır. Bu tüp normal solunum almanıza engel olmaz ancak solunum aleti tarafından size nefes aldırmak için kullanılır. Tamamen kendi nefes alacağınız kuvvetiniz yerine geldiğinde çıkarılır.

Ameliyat yerlerinizde genellikle ağrı beklenmemektedir. Kalbinizin çevresinde ameliyat ile ilgili sıvıların toplanmasını engellemek için genellikle bir ya da iki adet plastik tüpün dışarı çıktığını görebilirsiniz. Bu tüpler cerrahınızın önerisi ile bir ya da iki günde çıkarılacaktır.

Her hangi bir olumsuz olayla karşılaşılmayan hastaların evlerine taburculukları genelde bir haftadır. Ancak evinize taburcu olsanız bile evde günlük olağan aktivitelerin (yataktan doğrulmak, yardımsız yürümek, giysilerinizi giymek gibi) bazılarında zorluklar yaşayabilirsiniz. Aşağıdaki şikayet ve işaretlerin olması durumunda doktorunuzla temasa geçmelisiniz;

  • Ateş
  • Hızlı kalp atışı, çarpıntı
  • Nefes darlığı
  • Anormal iştahsızlık
  • Göğüste bulunan yara yeri ve çevresinde önceden olmayan akıntı, ağrı ve kızarıklık
  • Göğüsten ya da bacakta bulunan yaralardan akıntı, kan ya da kötü kokulu sıvı gelmesi

 

Hastaların tam olarak iyileşme süresi altı-on iki hafta sürebilir. Birçok hasta bu süre sonunda normal işlerine döner, hafif egzersizlerini rahatlıkla yapar ve cinsel aktivitesine döner. Ancak doktor kontrollerinizde kendinizle ile alakalı bilgileri sorarak öğreniniz.

Sonuç

Ameliyat sonrası birçok hastamız kendini tamamen iyileşmiş hissederek şikayetleri olmadan 10-15 yıl yaşamını rahat bir şekilde sürdürür. Bu süre içerisinde hastalığın devam etmesi, baypas yapılmamış ancak hasta olan diğer damarların hastalığının ilerlemesi ya da baypas olarak koyulan damarlarında benzer şekilde hastalanması sonrasında tekrar anjio, balon, stent ve gerekirse ameliyat gerektirebilir. Bu süre ve hastalık genellikle hastanın yaşam şekline, tedaviye uyumuna ve taşıdığı şeker-tansiyon gibi ek hastalıklara bağlıdır. Yapılan ameliyat kalbin ihtiyacı olan kanı sağlamakta ve kalbin kriz gibi bir olayla hasar görmesini engellemektedir ancak mevcut olan damar tıkanıklığı hastalığını çözmemektedir. Bu hastalığın tedavisini sağlamak amacıyla kan pıhtılaşmasını önleyici aspirin, klopidogrel gibi ilaçlar, tansiyon düzenleyiciler, kolesterol düşürücüler, şeker hastalığı ilaçları ve yaşam şekli değişikliği (sigara bırakma, düzenli egzersiz, planlanmış sağlıklı diyet, uygun kiloya ulaşma, stresle mücadele gibi) sizlere önerilecektir.

Sağlıklı günler dilerim.

Yrd. Doç. Dr. Kadir Çeviker

Kalp Damar Cerrahı

KALP KRİZİ ve HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER

Kalp

Kalp kası olarak bilinen özel bir kastan oluşmuş, içi boş, kendiliğinden kasılma özelliğine sahip kuvvetli bir pompadır. Temel görevi kanı vücuda pompalayarak dakikada ortalama 60-80 kere tüm vücutta dolaşımını sağlamaktır. Böylece akciğerde kanın oksijen ve karbondioksit gazları değişimi sağlanır, tüm organlara gerekli maddelerin taşınması ve organlarda biriken atık maddelerin böbrek ve karaciğerde süzülerek vücuttan uzaklaştırılması, vücut ısısının düzenlenmesi, asit- baz dengesinin korunması, hormonların ve enzimlerin vücudun gerekli bölgelerine taşınması gibi görevleri yapar. Kalp insanda dakikada 60-80 çarpma arasında değişen bir hızla dakikada 5-35 litre arası, günlük ise 9000 litre kanı vücuda pompalar. Günde yaklaşık 100 bin, yılda 40 milyon, tüm insan hayatı boyunca yaklaşık 2,5 milyar kere, hiç durmadan yaklaşık 8 bin ton kanı vücuda pompalar. Yetişkin bir kadında ortalama ağırlığı 200-280 gram, yetişkin bir erkekte ise 250-390 gram ağırlığındadır. Her kişinin kalbi kendi yumruğu büyüklüğündedir. Kalp, göğüs boşluğunda, 2 akciğer arasında, sternumun (iman tahtası) arkasında, diyafram kası üzerinde ve 4. 5. ve 6. kaburgaların arka yüzünde, üçte ikisi orta çizginin solunda, üçte biri ise sağında yer almaktadır. Elimizi göğsümüzün sol tarafına koyduğumuzda, kalbimizden gelen sesin nedeni kulakçık ile karıncık arasındaki kapakçıkların açılıp kapanmasıdır.

Bu şekilde sürekli büyük bir güç ile çalışmak zorunda olan kas motorunun beslenmesi için hem daha fazla kan ve kanın içindeki oksijene ihtiyacı olacak hem de oksijenin azalmasına sebep olacak durumlardaki dayanıklılığının yetersiz kalması söz konusu olacaktır. Bu her iki durumda da kalp önce oksijen açlığı çeker sonrasında ise kas hücrelerinin ölmesi anlamına gelen infarktüse girer. Kalbin yeteri kadar oksijen alamayarak ölmesine, kalp krizi (miyokard enfarktüsü) denir. Oksijeni kalbe koroner arter adı verilen kalbin kendi damarları getirir. Eğer koroner damarlarda tam bir tıkanıklık veya belli derecelerde daralma söz konusu ise kalp yeteri kadar kan alamaz, dolayısı ile oksijenlenmez ve beslenemez. Beslenemeyen kalp dokusunun sahip olması gereken düzenli ritmi bozularak ölümcül ritim bozuklularına yol açarak erken ani ölümlere neden olabilir. Ayrıca bu durum uzun sürerse yapması gereken pompa işini yapamaz ve kanı pompalayamaz hale gelebilir. Kalp krizi sonrası kalp kendini pompa işlevini göremeyecek bir yara tabakası ile iyileştirir ve bu doku bir daha normal pompa görevini göremez. Bu şekilde ilerleyen yaşlarda işlevsiz dokunun büyüklüğüne göre değişmekle birlikte kalp yetersizliği gelişebilir. Bu nedenle; kalp krizinde erken müdahale, hem hayat kurtarıcıdır, hem de sonradan gelişebilecek kalp yetersizliğini önleyebilmektedir.

Kalp Krizi ve Yaşlanma

Kalp damar hastalıkları açısından yaş çok önemli bir risk faktörüdür. Yapılan araştırmalar 2030 yılında tüm dünya nüfusunun %20’sinin 65 yaş üstünde olacağını ve bu yaş grubunda meydana gelen ölümlerin..%40’ının kalp ve damar hastalıkları nedeni ile olacağını öngörmektedir. Yaşlanma ile kalp damar hastalıklarının artışı birkaç sebeple ve bazen sebep sonuçtan daha çok iç içe geçmiş süreçlerin sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Örnek olarak 60 yaş üstünde hipertansiyon hastalığı toplumun yarısında, 70 yaş üstünde ise dörtte üçünde görülmektedir. Benzer şekilde damar sertliği (ateroskleroz) olarak adlandırdığımız, damarın katmanlardan oluşan yapısında değişimlere ve sonucunda ise damarın normal fonksiyonlarının kaybına sebep olan hastalık yaşla birlikte artmaktadır. 40 yaşından 60 yaşına kadar olan dönemde ateroskleroza bağlı oluşan kalp krizi görülme sıklığı 5 kat artmaktadır. Yapılan çalışmalar damar sertleşmesi hastalığının çok genç yaşlarda ortaya çıkmaya başladığını ancak hastalık olarak sinyal vermesinin ileri yaşlarda olduğunu göstermektedir. Yüksek tansiyon ve damar sertleşmesi gibi hastalıkların normalden daha hızlı ve yaygın olarak ortaya çıkmasına sebep olan diğer bir hastalık ise Diyabet yani şeker hastalığıdır. Diyabet kan şekerinin yükseldiği, insülinin olmadığı veya yetersiz olduğu zaman ortaya çıkan bir hastalıktır. Diyabet ile birlikte damar sertleşmesi ve yüksek tansiyon görülme riski 3-5 kat artmaktadır. Yukarıda konu edilen hastalıkların hepsinin sebebi genetik kişinin kendine ait risk faktörleri yanında modernleşme ve sanayileşme sonrasında ortaya çıkan yoğun iş yaşantısı, stress, hareketsiz hayat tarzı-aşırı kilo sahibi olma, yanlış-sağlıksız beslenme ve sigara gibi yaygın kullanılan zararlı bağımlılık yapıcı maddelerin kullanılmasıdır. Günümüzde karşılaşılan kalp damar hastalıklarının en önemli özelliği hastalıkların ortaya çıkış yaşının hızla erken yaşlara çekilerek, ileri yaş hastalığı olmaktan çıkıp çok genç hastalarda farklı ve daha kötü sonuçlarla ortaya çıkmasıdır. Avrupa’da yapılan bir çalışmada 22 Avrupa ülkesi arasında 50 yaş altında görülen kalp krizi oranlarında Türkiye birinci sırada yer almaktadır. Türkiye açısından kalp ve damar hastalıkları riskini arttıran nedenler açısından olumsuz yönde ilerlemeler olmakta, tersine ise kalp ve damar hastalıklarını önleyecek spor, diyet, genel iyilik halinin korunması gibi davranışlarda ise çok daha geride kalmaktayız. Diğer yandan genç ölümlerin sebepleri arasında bulunan gözden kaçmış doğumsal kalp kası hastalıkları, kalp kapak hastalıkları veya ani gelişen ritim bozuklukları da olabilmektedir. Bu nedenle ailede genç ani ölüm hikayesi varsa, mutlaka diğer aile fertlerinin de kalp ve damar hastalıkları açısından muayene ve tetkiklerle kontrol edilmesi gerekmektedir.

Kalp damar hastalıkları genetik miras mıdır?

Kalp damar hastalıkları, anne ve babadan genetik miras olarak çocuklara geçebilmektedir. Eğer kalp krizi 50-60’lı veya daha erken yaşlarda olmuşsa, diğer aile fertleri için kalp krizi riski artmış durumdadır. Bu durum; mutlaka diğer aile fertlerinin de kalp krizi geçireceği anlamına gelmemekle birlikte ailesinde kalp krizi hikayesi olamayanlara göre kalp krizi riskinin artması demektir. Erken yaşta kalp krizi geçirme hikayesi olan ailelerin; hayat tarzı ve beslenme alışkanlıklarına daha fazla özen göstermeleri ve periyodik kardiyolojik kontrollerini yaptırmaları önerilir. Örneğin bu şekilde ailede kalp damar hastalığı bulunan kişilerin obeziteden kaçınması, düzenli spor ve diyet yapması, sigara ve alko gibi damar yapısını bozan alışkanlıklardan uzak durması şiddetle tavsiye edilir. Sigara; kalp kasının oksijen ihtiyacının artmasına ve koroner damarlarda spazm dediğimiz büzüşmeye yola açarak kalp krizi riskini artırır. Kahve ve çay tüketimiyle birlikte bir miktar kafein almaktayız. Yapılan bir çalışmada; günlük 3 fincan tüketiminin, kalp damar hastalığı riskini azalttığı gösterilmiştir. Ancak kahvenin bu yararlı etkisi, miktarı artınca tersine dönmekte, risk daha da yükselmektedir! Kahvenin şeker hastalığı ve kalp damar hastalığı riskini azaltıcı etkisinin nedeni bilinmemekle birlikte içerdiği antioksidan flavonollerin bu yararı oluşturabileceği ileri sürülmektedir.

Kalp damar hastalıkları riski kimlerde fazladır?

Genellikle yaşlanma ile ilgili bir hastalık olduğu için bütün toplum eninde sonunda kalp krizi geçirmeye adaydır, ancak bazı kişiler daha fazla kalp krizi riski altındadır.

Kalp damar hastalıkları riski olan kişiler:

  1. Damarların tıkanmasına bağlı gelişen kalp krizi genellikle yaşlanma ile birlikte görüldüğü gibi, genetik olarak da aktarılabilir. Ailesinde 50, 60 yaşından önce kalp krizi geçirmiş olan; ani ölüm, bypass gibi kalp ile alakalı sorunlar yaşamış kişiler varsa bu kişilerin aile fertleri yoğun bir şekilde risk altındadır.
  2. İkinci risk grubu şeker hastalarıdır.
  3. Kolesterolü yüksek olan kişilerde kalp krizi riski fazladır. Bunun içine normal kolesterolü olup da, iyi kolesterolü, yani HDL’si düşük olan kişileri de eklememiz gerekir.
  4. Hipertansiyon, kalp krizi riskini artırır. Bu anlamda hipertansiyon hastalığının sürekli kontrol altında tutulması gerekir.
  5. Kilolu, hareketsiz kişilerde kalp krizi görülme riski artar.
  6. Menopozu olan kadınlar, şimdiye kadar kendilerini korumuş östrojen kalkanı kalktıktan sonra kalp krizinde erkeklerle aynı risk grubuna girer.
  7. Tüm bunlara ek olarak, sigara kullanımı başlı başına bir  kalp krizi nedenidir.

Kalp damar hastalıkları krizi nasıl azaltılır?

  1. Kahve (1-3 fincan), yeşil çay gibi antioksidan özellikleri kuvvetli içecekler için.
  2. Gıda paketlerinin etiketlerini okuyun. Yüksek kalorili ve katkı maddesi fazla olan paketlenmiş gıdalarda mümkün olduğunca uzak durun.
  3. Akdeniz tarzı sebzeden zengin diyet ile beslenin. Bol zeytinyağı tüketin.
  4. Günde en az 7 saat uyuyun.
  5. Lifli yiyecekler tüketin.
  6. Haftada en az 1 kez balık yiyin.
  7. İşlem görmüş her türlü hazır gıdadan uzak durun, doğal beslenin.
  8. Yemeklerinizin yarısını sebzeye ayırın.
  9. Fındık ve ceviz tüketin.
  10. Günde en az 20 dakika yürüyüş yapın. Yapılan yürüyüşte hedef tüm kasların kullanıldığı ve bir miktar terin atılmasını sağlayan tempoda yapılmasıdır.
  11. Margarinler ve katı yağlardan uzak durun. Fazla aşırı olmamak üzere doğal tereyağı tüketetin.
  12. Her gün 2 kaşık keten tohumu ya da çörek otu tüketin.
  13. Uyanınca ve yatarken esneme hareketleri yapın.
  14. Yeşil yapraklı her türlü sebzeyi bol tüketin.
  15. Yemeklerinizde sarımsak kullanın.
  16. Farklı aktivitelere katılıp egzersizlerinizi eğlenceli hale getirin.
  17. Her gün 5-10 dakikanızı meditasyona yani kendi iç sesinizi dinlemeye ayırın.
  18. Erdemli olmak için kendinizi geliştirin.
  19. Kendinizi kandırmayın. Stresin en büyük sebeplerinden biri  istemediğiniz bir durumun içinde olmaktır.
  20. Aile ve arkadaşlarınızı ihmal etmeyin.
  21. Balık yağı ve D vitamini kullanın.
  22. Partnerinizi mutlu edecek küçük sürprizler yapın. Sağlıklı bir ilişki stresi azaltır.
  23. Her gün az bir miktarda bitter çikolata yiyin.
  24. Sigara içmeyin ve içilen ortamlardan uzak durun.
  25. Düzenli olarak tansiyonunuzu ölçün, 130/80mmHg’nın üzerinde ise doktorunuza danışın.
  26. Şeker ve kolesterol değerlerinizi düzenli aralıklarla ölçtürün (Normal değerlerde ise yılda 1, bozukluk saptanırsa doktorunuzun önerisine göre).
  27. Ailenizde kalp hastalığı ve özellikle kalp krizi geçirenler varsa, düzenli olarak kalp ve damar doktorunuza muayene olun.

 

Kalp damar hastalığı olan biri nelere dikkat etmelidir?

Sigara kesinlikle terk edilmeli ve sigara içmek bir yana sigaralı ortamlardan bile uzak durulmalıdır. Hayatınızda her gün sabit bir zamanı kendinize ve spor için ayırmalı, düzenli egzersiz yapılmalıdır. Kalp krizinden sonra düzenli egzersiz olarak tempolu yürüyüş, bisiklet ya da yüzme yapılabilir. Diğer egzersizleri ise hastaların doktoruyla görüştükten sonra yapması veya başlaması daha doğrudur.

Kendinizi kontrol etmeyi, muayene etmeyi öğrenmelisiniz. Evde düzenli olarak kendi tansiyon ve nabızınıza bakmalı anormal durumlarda sizi düzenli olarak takip eden hekiminize danışmalısınız. Yüksek tansiyon, düşük tansiyon, anormal yüksek kalp hızı, düzensiz nabız (çarpıntı) gibi önemli değişimler sizi uyarmalıdır. Örnek olarak uzun süren, kalp hızının genellikle çok yüksek seyrettiği (dakikada 150 ve üzeri), bayılmanın veya tansiyon düşüklüğünün eşlik ettiği çarpıntı durumlarında, mutlaka sağlık merkezine başvurulması uygun olur.

Sağlıklı olduğu bilinen birçok diyet listesi mevcuttur. Bir diyetisyene danışarak sizin için uygun olan bir diyet listesi belirleyin. Genel olarak az miktarda, az yağlı, bol lifli, protein miktarı yüksek, karbonhidrat miktarı az öğünler hazırlamalısınız.

Stres ve Üzüntünün Etkisi Var mı?

Kalp damar hastalıklarının oluşumunda stresin önemli bir yeri vardır. Kalp hastalığından ani ölüm vakalarının, kişilerin gerilimli dönemler yaşadığı ve depresif yakınmaların olduğu dönemlerle paralellik gösterdiği gözlenmiştir. Stresle birlikte sempatik sinir sistemi çalışmasında artış olmakta, vücutta fazla miktarda adrenalin salgılanmaktadır. Bunun salgılanması da kan basıncını, kalp atim ve solunum sayısını artırmakta ve kan seker düzeyini yükseltmektedir. Bu tablo uzun sürdüğünde; koroner damar daralmaları ile kalp dokusunda kanlanmada azalmalara, enfarktüslere, kalp yetmezlikleri, kalp atımlarında düzensizliklere, yüksek tansiyon ve beyin-damar hastalıklarına yol açmaktadır.

Hangi durumlarda doktoruma başvurmalıyım?

  • Göğüste tam yeri belli olmayan sıkışma hissi veren bir ağrı (sanki 100 kiloluk bir kişi göğsümüze oturmuş gibi)
  • Bu ağrı sol kola ve çeneye doğru yayılır.
  • Ağrı hareket etmekle artar, dinlenirken azalır, fakat geçmez. Ağrı yarım saatten uzun sürer.
  • Ağrıyla birlikte soğuk soğuk terleme ve mide bulantısı vardır.
  • Nefes darlığı olur. İç sıkıntısı, ölüm hissi eşlik eder.

Bazı insanlarda belirtiler gizli olabilir. Örneğin; şeker hastaları hiç ağrı duymayabilirler ve sadece nefes darlığı ve soğuk terleme şikayetleri olabilir. Bazı hastalarda mide ülseri ve kas ağrısıyla kalp krizi ağrısı karıştırılabilir ve yanlış yorumlanabilir.

Op. Dr. Kadir Çeviker

Kalp Damar Cerrahı