KALP KRİZİ ve HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER

Kalp

Kalp kası olarak bilinen özel bir kastan oluşmuş, içi boş, kendiliğinden kasılma özelliğine sahip kuvvetli bir pompadır. Temel görevi kanı vücuda pompalayarak dakikada ortalama 60-80 kere tüm vücutta dolaşımını sağlamaktır. Böylece akciğerde kanın oksijen ve karbondioksit gazları değişimi sağlanır, tüm organlara gerekli maddelerin taşınması ve organlarda biriken atık maddelerin böbrek ve karaciğerde süzülerek vücuttan uzaklaştırılması, vücut ısısının düzenlenmesi, asit- baz dengesinin korunması, hormonların ve enzimlerin vücudun gerekli bölgelerine taşınması gibi görevleri yapar. Kalp insanda dakikada 60-80 çarpma arasında değişen bir hızla dakikada 5-35 litre arası, günlük ise 9000 litre kanı vücuda pompalar. Günde yaklaşık 100 bin, yılda 40 milyon, tüm insan hayatı boyunca yaklaşık 2,5 milyar kere, hiç durmadan yaklaşık 8 bin ton kanı vücuda pompalar. Yetişkin bir kadında ortalama ağırlığı 200-280 gram, yetişkin bir erkekte ise 250-390 gram ağırlığındadır. Her kişinin kalbi kendi yumruğu büyüklüğündedir. Kalp, göğüs boşluğunda, 2 akciğer arasında, sternumun (iman tahtası) arkasında, diyafram kası üzerinde ve 4. 5. ve 6. kaburgaların arka yüzünde, üçte ikisi orta çizginin solunda, üçte biri ise sağında yer almaktadır. Elimizi göğsümüzün sol tarafına koyduğumuzda, kalbimizden gelen sesin nedeni kulakçık ile karıncık arasındaki kapakçıkların açılıp kapanmasıdır.

Bu şekilde sürekli büyük bir güç ile çalışmak zorunda olan kas motorunun beslenmesi için hem daha fazla kan ve kanın içindeki oksijene ihtiyacı olacak hem de oksijenin azalmasına sebep olacak durumlardaki dayanıklılığının yetersiz kalması söz konusu olacaktır. Bu her iki durumda da kalp önce oksijen açlığı çeker sonrasında ise kas hücrelerinin ölmesi anlamına gelen infarktüse girer. Kalbin yeteri kadar oksijen alamayarak ölmesine, kalp krizi (miyokard enfarktüsü) denir. Oksijeni kalbe koroner arter adı verilen kalbin kendi damarları getirir. Eğer koroner damarlarda tam bir tıkanıklık veya belli derecelerde daralma söz konusu ise kalp yeteri kadar kan alamaz, dolayısı ile oksijenlenmez ve beslenemez. Beslenemeyen kalp dokusunun sahip olması gereken düzenli ritmi bozularak ölümcül ritim bozuklularına yol açarak erken ani ölümlere neden olabilir. Ayrıca bu durum uzun sürerse yapması gereken pompa işini yapamaz ve kanı pompalayamaz hale gelebilir. Kalp krizi sonrası kalp kendini pompa işlevini göremeyecek bir yara tabakası ile iyileştirir ve bu doku bir daha normal pompa görevini göremez. Bu şekilde ilerleyen yaşlarda işlevsiz dokunun büyüklüğüne göre değişmekle birlikte kalp yetersizliği gelişebilir. Bu nedenle; kalp krizinde erken müdahale, hem hayat kurtarıcıdır, hem de sonradan gelişebilecek kalp yetersizliğini önleyebilmektedir.

Kalp Krizi ve Yaşlanma

Kalp damar hastalıkları açısından yaş çok önemli bir risk faktörüdür. Yapılan araştırmalar 2030 yılında tüm dünya nüfusunun %20’sinin 65 yaş üstünde olacağını ve bu yaş grubunda meydana gelen ölümlerin..%40’ının kalp ve damar hastalıkları nedeni ile olacağını öngörmektedir. Yaşlanma ile kalp damar hastalıklarının artışı birkaç sebeple ve bazen sebep sonuçtan daha çok iç içe geçmiş süreçlerin sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Örnek olarak 60 yaş üstünde hipertansiyon hastalığı toplumun yarısında, 70 yaş üstünde ise dörtte üçünde görülmektedir. Benzer şekilde damar sertliği (ateroskleroz) olarak adlandırdığımız, damarın katmanlardan oluşan yapısında değişimlere ve sonucunda ise damarın normal fonksiyonlarının kaybına sebep olan hastalık yaşla birlikte artmaktadır. 40 yaşından 60 yaşına kadar olan dönemde ateroskleroza bağlı oluşan kalp krizi görülme sıklığı 5 kat artmaktadır. Yapılan çalışmalar damar sertleşmesi hastalığının çok genç yaşlarda ortaya çıkmaya başladığını ancak hastalık olarak sinyal vermesinin ileri yaşlarda olduğunu göstermektedir. Yüksek tansiyon ve damar sertleşmesi gibi hastalıkların normalden daha hızlı ve yaygın olarak ortaya çıkmasına sebep olan diğer bir hastalık ise Diyabet yani şeker hastalığıdır. Diyabet kan şekerinin yükseldiği, insülinin olmadığı veya yetersiz olduğu zaman ortaya çıkan bir hastalıktır. Diyabet ile birlikte damar sertleşmesi ve yüksek tansiyon görülme riski 3-5 kat artmaktadır. Yukarıda konu edilen hastalıkların hepsinin sebebi genetik kişinin kendine ait risk faktörleri yanında modernleşme ve sanayileşme sonrasında ortaya çıkan yoğun iş yaşantısı, stress, hareketsiz hayat tarzı-aşırı kilo sahibi olma, yanlış-sağlıksız beslenme ve sigara gibi yaygın kullanılan zararlı bağımlılık yapıcı maddelerin kullanılmasıdır. Günümüzde karşılaşılan kalp damar hastalıklarının en önemli özelliği hastalıkların ortaya çıkış yaşının hızla erken yaşlara çekilerek, ileri yaş hastalığı olmaktan çıkıp çok genç hastalarda farklı ve daha kötü sonuçlarla ortaya çıkmasıdır. Avrupa’da yapılan bir çalışmada 22 Avrupa ülkesi arasında 50 yaş altında görülen kalp krizi oranlarında Türkiye birinci sırada yer almaktadır. Türkiye açısından kalp ve damar hastalıkları riskini arttıran nedenler açısından olumsuz yönde ilerlemeler olmakta, tersine ise kalp ve damar hastalıklarını önleyecek spor, diyet, genel iyilik halinin korunması gibi davranışlarda ise çok daha geride kalmaktayız. Diğer yandan genç ölümlerin sebepleri arasında bulunan gözden kaçmış doğumsal kalp kası hastalıkları, kalp kapak hastalıkları veya ani gelişen ritim bozuklukları da olabilmektedir. Bu nedenle ailede genç ani ölüm hikayesi varsa, mutlaka diğer aile fertlerinin de kalp ve damar hastalıkları açısından muayene ve tetkiklerle kontrol edilmesi gerekmektedir.

Kalp damar hastalıkları genetik miras mıdır?

Kalp damar hastalıkları, anne ve babadan genetik miras olarak çocuklara geçebilmektedir. Eğer kalp krizi 50-60’lı veya daha erken yaşlarda olmuşsa, diğer aile fertleri için kalp krizi riski artmış durumdadır. Bu durum; mutlaka diğer aile fertlerinin de kalp krizi geçireceği anlamına gelmemekle birlikte ailesinde kalp krizi hikayesi olamayanlara göre kalp krizi riskinin artması demektir. Erken yaşta kalp krizi geçirme hikayesi olan ailelerin; hayat tarzı ve beslenme alışkanlıklarına daha fazla özen göstermeleri ve periyodik kardiyolojik kontrollerini yaptırmaları önerilir. Örneğin bu şekilde ailede kalp damar hastalığı bulunan kişilerin obeziteden kaçınması, düzenli spor ve diyet yapması, sigara ve alko gibi damar yapısını bozan alışkanlıklardan uzak durması şiddetle tavsiye edilir. Sigara; kalp kasının oksijen ihtiyacının artmasına ve koroner damarlarda spazm dediğimiz büzüşmeye yola açarak kalp krizi riskini artırır. Kahve ve çay tüketimiyle birlikte bir miktar kafein almaktayız. Yapılan bir çalışmada; günlük 3 fincan tüketiminin, kalp damar hastalığı riskini azalttığı gösterilmiştir. Ancak kahvenin bu yararlı etkisi, miktarı artınca tersine dönmekte, risk daha da yükselmektedir! Kahvenin şeker hastalığı ve kalp damar hastalığı riskini azaltıcı etkisinin nedeni bilinmemekle birlikte içerdiği antioksidan flavonollerin bu yararı oluşturabileceği ileri sürülmektedir.

Kalp damar hastalıkları riski kimlerde fazladır?

Genellikle yaşlanma ile ilgili bir hastalık olduğu için bütün toplum eninde sonunda kalp krizi geçirmeye adaydır, ancak bazı kişiler daha fazla kalp krizi riski altındadır.

Kalp damar hastalıkları riski olan kişiler:

  1. Damarların tıkanmasına bağlı gelişen kalp krizi genellikle yaşlanma ile birlikte görüldüğü gibi, genetik olarak da aktarılabilir. Ailesinde 50, 60 yaşından önce kalp krizi geçirmiş olan; ani ölüm, bypass gibi kalp ile alakalı sorunlar yaşamış kişiler varsa bu kişilerin aile fertleri yoğun bir şekilde risk altındadır.
  2. İkinci risk grubu şeker hastalarıdır.
  3. Kolesterolü yüksek olan kişilerde kalp krizi riski fazladır. Bunun içine normal kolesterolü olup da, iyi kolesterolü, yani HDL’si düşük olan kişileri de eklememiz gerekir.
  4. Hipertansiyon, kalp krizi riskini artırır. Bu anlamda hipertansiyon hastalığının sürekli kontrol altında tutulması gerekir.
  5. Kilolu, hareketsiz kişilerde kalp krizi görülme riski artar.
  6. Menopozu olan kadınlar, şimdiye kadar kendilerini korumuş östrojen kalkanı kalktıktan sonra kalp krizinde erkeklerle aynı risk grubuna girer.
  7. Tüm bunlara ek olarak, sigara kullanımı başlı başına bir  kalp krizi nedenidir.

Kalp damar hastalıkları krizi nasıl azaltılır?

  1. Kahve (1-3 fincan), yeşil çay gibi antioksidan özellikleri kuvvetli içecekler için.
  2. Gıda paketlerinin etiketlerini okuyun. Yüksek kalorili ve katkı maddesi fazla olan paketlenmiş gıdalarda mümkün olduğunca uzak durun.
  3. Akdeniz tarzı sebzeden zengin diyet ile beslenin. Bol zeytinyağı tüketin.
  4. Günde en az 7 saat uyuyun.
  5. Lifli yiyecekler tüketin.
  6. Haftada en az 1 kez balık yiyin.
  7. İşlem görmüş her türlü hazır gıdadan uzak durun, doğal beslenin.
  8. Yemeklerinizin yarısını sebzeye ayırın.
  9. Fındık ve ceviz tüketin.
  10. Günde en az 20 dakika yürüyüş yapın. Yapılan yürüyüşte hedef tüm kasların kullanıldığı ve bir miktar terin atılmasını sağlayan tempoda yapılmasıdır.
  11. Margarinler ve katı yağlardan uzak durun. Fazla aşırı olmamak üzere doğal tereyağı tüketetin.
  12. Her gün 2 kaşık keten tohumu ya da çörek otu tüketin.
  13. Uyanınca ve yatarken esneme hareketleri yapın.
  14. Yeşil yapraklı her türlü sebzeyi bol tüketin.
  15. Yemeklerinizde sarımsak kullanın.
  16. Farklı aktivitelere katılıp egzersizlerinizi eğlenceli hale getirin.
  17. Her gün 5-10 dakikanızı meditasyona yani kendi iç sesinizi dinlemeye ayırın.
  18. Erdemli olmak için kendinizi geliştirin.
  19. Kendinizi kandırmayın. Stresin en büyük sebeplerinden biri  istemediğiniz bir durumun içinde olmaktır.
  20. Aile ve arkadaşlarınızı ihmal etmeyin.
  21. Balık yağı ve D vitamini kullanın.
  22. Partnerinizi mutlu edecek küçük sürprizler yapın. Sağlıklı bir ilişki stresi azaltır.
  23. Her gün az bir miktarda bitter çikolata yiyin.
  24. Sigara içmeyin ve içilen ortamlardan uzak durun.
  25. Düzenli olarak tansiyonunuzu ölçün, 130/80mmHg’nın üzerinde ise doktorunuza danışın.
  26. Şeker ve kolesterol değerlerinizi düzenli aralıklarla ölçtürün (Normal değerlerde ise yılda 1, bozukluk saptanırsa doktorunuzun önerisine göre).
  27. Ailenizde kalp hastalığı ve özellikle kalp krizi geçirenler varsa, düzenli olarak kalp ve damar doktorunuza muayene olun.

 

Kalp damar hastalığı olan biri nelere dikkat etmelidir?

Sigara kesinlikle terk edilmeli ve sigara içmek bir yana sigaralı ortamlardan bile uzak durulmalıdır. Hayatınızda her gün sabit bir zamanı kendinize ve spor için ayırmalı, düzenli egzersiz yapılmalıdır. Kalp krizinden sonra düzenli egzersiz olarak tempolu yürüyüş, bisiklet ya da yüzme yapılabilir. Diğer egzersizleri ise hastaların doktoruyla görüştükten sonra yapması veya başlaması daha doğrudur.

Kendinizi kontrol etmeyi, muayene etmeyi öğrenmelisiniz. Evde düzenli olarak kendi tansiyon ve nabızınıza bakmalı anormal durumlarda sizi düzenli olarak takip eden hekiminize danışmalısınız. Yüksek tansiyon, düşük tansiyon, anormal yüksek kalp hızı, düzensiz nabız (çarpıntı) gibi önemli değişimler sizi uyarmalıdır. Örnek olarak uzun süren, kalp hızının genellikle çok yüksek seyrettiği (dakikada 150 ve üzeri), bayılmanın veya tansiyon düşüklüğünün eşlik ettiği çarpıntı durumlarında, mutlaka sağlık merkezine başvurulması uygun olur.

Sağlıklı olduğu bilinen birçok diyet listesi mevcuttur. Bir diyetisyene danışarak sizin için uygun olan bir diyet listesi belirleyin. Genel olarak az miktarda, az yağlı, bol lifli, protein miktarı yüksek, karbonhidrat miktarı az öğünler hazırlamalısınız.

Stres ve Üzüntünün Etkisi Var mı?

Kalp damar hastalıklarının oluşumunda stresin önemli bir yeri vardır. Kalp hastalığından ani ölüm vakalarının, kişilerin gerilimli dönemler yaşadığı ve depresif yakınmaların olduğu dönemlerle paralellik gösterdiği gözlenmiştir. Stresle birlikte sempatik sinir sistemi çalışmasında artış olmakta, vücutta fazla miktarda adrenalin salgılanmaktadır. Bunun salgılanması da kan basıncını, kalp atim ve solunum sayısını artırmakta ve kan seker düzeyini yükseltmektedir. Bu tablo uzun sürdüğünde; koroner damar daralmaları ile kalp dokusunda kanlanmada azalmalara, enfarktüslere, kalp yetmezlikleri, kalp atımlarında düzensizliklere, yüksek tansiyon ve beyin-damar hastalıklarına yol açmaktadır.

Hangi durumlarda doktoruma başvurmalıyım?

  • Göğüste tam yeri belli olmayan sıkışma hissi veren bir ağrı (sanki 100 kiloluk bir kişi göğsümüze oturmuş gibi)
  • Bu ağrı sol kola ve çeneye doğru yayılır.
  • Ağrı hareket etmekle artar, dinlenirken azalır, fakat geçmez. Ağrı yarım saatten uzun sürer.
  • Ağrıyla birlikte soğuk soğuk terleme ve mide bulantısı vardır.
  • Nefes darlığı olur. İç sıkıntısı, ölüm hissi eşlik eder.

Bazı insanlarda belirtiler gizli olabilir. Örneğin; şeker hastaları hiç ağrı duymayabilirler ve sadece nefes darlığı ve soğuk terleme şikayetleri olabilir. Bazı hastalarda mide ülseri ve kas ağrısıyla kalp krizi ağrısı karıştırılabilir ve yanlış yorumlanabilir.

Op. Dr. Kadir Çeviker

Kalp Damar Cerrahı